Psikolojik Şiddet Boşanma Sebebi midir? Hukuki Niteliği, İspatı ve Boşanma Davasına Etkileri

Psikolojik Şiddet Boşanma Sebebi midir? Hukuki Niteliği, İspatı ve Boşanma Davasına Etkileri

Psikolojik Şiddet Boşanma Sebebi midir?

1. Psikolojik Şiddet Nedir ve Hukuken Nasıl Değerlendirilir?

Psikolojik şiddet, eşlerden birinin diğer eş üzerinde sürekli veya tekrarlayan biçimde baskı kurması, küçümsemesi, aşağılaması, tehdit etmesi, korkutması, sosyal çevresinden izole etmesi veya özgürlük alanını sınırlandırması şeklinde ortaya çıkabilen davranışlardır. Fiziksel bir saldırının bulunmaması, gerçekleştirilen davranışın hukuken önemsiz olduğu anlamına gelmez.

Türk hukukunda psikolojik şiddet kavramı özellikle 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında önem taşımaktadır. İlgili mevzuatta şiddet; fiziksel, cinsel, ekonomik, psikolojik veya sözlü nitelikte olabilecek tutum ve davranışları, bunlara yönelik tehdit ve baskıyı ve özgürlüğün keyfî şekilde engellenmesini de kapsayacak şekilde düzenlenmiştir.

Boşanma hukuku bakımından ise psikolojik şiddet, çoğu durumda 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesinde düzenlenen evlilik birliğinin temelinden sarsılması kapsamında değerlendirilir.

Örneğin eşe sürekli hakaret edilmesi, aşağılayıcı ifadeler kullanılması, ekonomik açıdan tamamen kontrol altında tutulması, aile ve arkadaşlarıyla görüşmesinin engellenmesi, tehdit edilmesi veya sürekli olarak değersiz hissettirilmesi; olayın özelliklerine göre evlilik birliğini temelinden sarsan davranışlar olarak kabul edilebilir.

Ancak her tartışma veya eşler arasında yaşanan her anlaşmazlık otomatik olarak psikolojik şiddet ya da boşanma sebebi oluşturmaz. Mahkeme, olayların sürekliliğini, ağırlığını, tarafların kusur durumunu ve evlilik birliği üzerindeki etkisini somut olay üzerinden değerlendirir.

2. Psikolojik Şiddet Boşanma Sebebi Olur mu?

Evet. Psikolojik şiddet, somut olayın özelliklerine göre boşanma sebebi olabilir.

Türk Medeni Kanunu m. 166/1 uyarınca evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmışsa eşlerden her biri boşanma davası açabilir.

Bu hüküm kapsamında mahkemenin temel olarak değerlendirdiği husus, eşler arasındaki ilişkinin evlilik birliğinin devamını objektif olarak çekilmez hâle getirip getirmediğidir.

Psikolojik şiddetin boşanma sebebi oluşturabilmesi için tek bir davranışın varlığı her zaman zorunlu değildir. Özellikle sistematik ve süreklilik gösteren davranışlar birlikte değerlendirildiğinde evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı sonucuna ulaşılabilir.

Örneğin;

  • Eşine sürekli hakaret etmek,

  • Küçük düşürücü ve aşağılayıcı ifadeler kullanmak,

  • Sürekli boşanmakla veya çocukları göstermekle tehdit etmek,

  • Eşi ailesinden ve sosyal çevresinden uzaklaştırmak,

  • Eşin ekonomik özgürlüğünü tamamen ortadan kaldırmak,

  • Telefon, sosyal medya veya iletişim araçları üzerinden sürekli kontrol uygulamak,

  • Eşin üzerinde korku ve baskı oluşturmak,

  • Sürekli olarak değersizleştirici davranışlarda bulunmak,

somut olayın özelliklerine göre psikolojik şiddet kapsamında değerlendirilebilir.

Burada önemli olan, davranışın yalnızca “kötü bir davranış” olarak nitelendirilmesi değil, evlilik birliğine ve diğer eşin kişilik haklarına yönelik etkisinin ortaya konulmasıdır.

3. Psikolojik Şiddet Boşanma Davasında Nasıl İspatlanır?

Psikolojik şiddet iddiasında en önemli konulardan biri ispat meselesidir. Boşanma davasında yalnızca “eşim bana psikolojik şiddet uyguladı” şeklindeki soyut bir iddia, her durumda yeterli olmayabilir.

Davacı taraf, iddiasını hukuka uygun delillerle desteklemelidir.

Psikolojik şiddetin ispatında olayın niteliğine göre;

  • Tanık beyanları,

  • Mesajlaşmalar,

  • WhatsApp yazışmaları,

  • E-posta içerikleri,

  • Sosyal medya paylaşımları,

  • Hukuka uygun şekilde elde edilmiş ses veya görüntü kayıtları,

  • Kolluk başvuruları,

  • 6284 sayılı Kanun kapsamında verilmiş tedbir kararları,

  • Sağlık kuruluşu kayıtları,

  • Psikolojik veya psikiyatrik değerlendirmelere ilişkin hukuka uygun belgeler,

  • Sosyal inceleme raporları,

  • Daha önce açılmış dava ve soruşturma dosyaları,

delil olarak gündeme gelebilir.

Bununla birlikte delilin hukuka uygun şekilde elde edilmiş olması son derece önemlidir. Hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin boşanma davasında kullanılabilmesi ayrıca değerlendirilmelidir.

Özellikle gizlice ses kaydı alma, eşin telefonuna izinsiz şekilde girme veya özel yazışmalarını hukuka aykırı yöntemlerle ele geçirme gibi eylemler, ayrıca hukuki ve cezai sonuçlar doğurabileceğinden, delil elde edilirken dikkatli olunmalıdır.

Mahkeme, delilleri tek tek değil, dosyanın tamamı içerisindeki bütünlük çerçevesinde değerlendirebilir. Örneğin tanık anlatımları, mesaj içerikleri ve daha önce alınmış bir koruyucu veya önleyici tedbir kararı birlikte değerlendirildiğinde psikolojik şiddet iddiasının ispat gücü artabilir.

4. 6284 Sayılı Kanun Kapsamında Psikolojik Şiddete Karşı Hangi Tedbirler Alınabilir?

Psikolojik şiddet yalnızca boşanma hukuku bakımından değil, 6284 sayılı Kanun bakımından da önem taşımaktadır.

6284 sayılı Kanun’un amacı, şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kişilerin korunması ve şiddetin önlenmesine yönelik tedbirlerin alınmasıdır.

Mevzuatta psikolojik şiddet de şiddet kavramının içerisinde değerlendirilmektedir. Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri’ne ilişkin düzenlemede de fiziksel, cinsel, ekonomik, psikolojik ve sözlü şiddet açıkça tanımlanmıştır.

Somut olayın şartlarına göre hâkim tarafından çeşitli koruyucu ve önleyici tedbirler uygulanabilir.

Bunlar arasında şiddet uygulayan kişinin;

  • Mağdura yönelik tehdit, hakaret, aşağılama veya küçük düşürme içeren söz ve davranışlarda bulunmaması,

  • Konuttan uzaklaştırılması,

  • Korunan kişiye yaklaşmaması,

  • İletişim araçlarıyla rahatsız etmemesi,

  • Gerekli hâllerde müşterek konutun korunması,

gibi tedbirler gündeme gelebilir.

Dolayısıyla psikolojik şiddet yaşayan kişinin boşanma davası açmayı beklemeden, olayın niteliğine göre 6284 sayılı Kanun kapsamında koruyucu ve önleyici tedbir talep etmesi mümkündür.

Bu tedbirler ile boşanma davası birbirinden farklı hukuki süreçlerdir. Bir koruma veya önleme tedbirinin alınmış olması tek başına boşanma kararı verilmesini zorunlu kılmaz; ancak somut olayın ve şiddet iddiasının değerlendirilmesinde dosya kapsamındaki diğer delillerle birlikte önem taşıyabilir.

5. Psikolojik Şiddet Nedeniyle Boşanmada Kusur ve Tazminat

Psikolojik şiddetin boşanma davasındaki önemli sonuçlarından biri de kusur değerlendirmesidir.

TMK m. 166 kapsamında açılan boşanma davasında mahkeme, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olayları ve tarafların kusur durumlarını değerlendirir.

Psikolojik şiddet uygulayan eşin davranışları, somut olayın şartlarına göre kusurlu davranış olarak kabul edilebilir.

Kusur belirlenirken olayların meydana geliş şekli, sürekliliği, ağırlığı ve diğer eş üzerindeki etkisi dikkate alınır. Ayrıca karşı tarafın da evlilik birliğinin sarsılmasına neden olan kusurlu davranışlarının bulunup bulunmadığı değerlendirilir.

Psikolojik şiddete maruz kalan eşin, şartları mevcutsa TMK m. 174 kapsamında maddi ve manevi tazminat talep etmesi de gündeme gelebilir.

TMK m. 174/1 uyarınca boşanma yüzünden mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma nedeniyle zedelenen ve kusursuz veya daha az kusurlu olan taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebilir.

TMK m. 174/2 kapsamında ise boşanmaya sebep olan olaylar nedeniyle kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer eşten uygun miktarda manevi tazminat talep edebilir.

Dolayısıyla sistematik hakaret, aşağılama, tehdit, baskı ve benzeri davranışların kişilik haklarına saldırı oluşturduğu somut olaylarda manevi tazminat talebi de gündeme gelebilir.

Ancak tazminat miktarı otomatik olarak belirlenmez. Mahkeme; tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını, kusur derecelerini, olayların ağırlığını ve diğer somut koşulları dikkate alarak değerlendirme yapar.

6. Psikolojik Şiddet İddiasında Mahkeme Hangi Hususları Değerlendirir?

Psikolojik şiddet iddiasıyla açılan boşanma davasında mahkeme yalnızca tek bir olaya odaklanmaz. Dosyanın tamamı değerlendirilerek evlilik birliğinin temelinden sarsılıp sarsılmadığı belirlenir.

Özellikle şu hususlar önem taşır:

Davranışın niteliği: Hakaret, tehdit, aşağılama, baskı, ekonomik kontrol veya sosyal izolasyon gibi davranışların niteliği incelenir.

Davranışın sürekliliği: Tek seferlik bir tartışma ile uzun süre devam eden sistematik baskı aynı şekilde değerlendirilmez.

Davranışın ağırlığı: Eşin kişilik haklarına yönelik saldırının boyutu ve evlilik birliğine etkisi dikkate alınır.

Deliller: Tanık anlatımları, yazışmalar, resmi kayıtlar ve diğer hukuka uygun deliller birlikte değerlendirilir.

Tarafların kusuru: Boşanmaya neden olan olaylarda hangi eşin ne ölçüde kusurlu olduğu belirlenir.

Çocukların durumu: Psikolojik şiddetin çocuklar üzerindeki etkisi, velayet ve kişisel ilişki düzenlemeleri bakımından ayrıca önem taşıyabilir.

Özellikle çocukların psikolojik şiddete tanık olması veya şiddetten doğrudan etkilenmesi hâlinde, çocuğun üstün yararı ilkesi çerçevesinde ayrıca değerlendirme yapılması gerekir.

Yargıtay’ın aile hukuku alanındaki görevli dairesi 2. Hukuk Dairesi olup boşanma davaları, boşanmaya bağlı nafaka ve tazminat gibi aile hukuku uyuşmazlıkları bu uzmanlık alanı içerisinde yer almaktadır.

Bu nedenle psikolojik şiddet iddiasının hukuki değerlendirmesinde güncel Yargıtay içtihatlarının yanı sıra somut olayın özellikleri ve dosyadaki deliller birlikte ele alınmalıdır.

Sonuç

Psikolojik şiddet, Türk hukukunda yalnızca aile içi bir anlaşmazlık olarak değerlendirilmemektedir. Özellikle sistematik hakaret, aşağılama, tehdit, baskı, sosyal izolasyon, ekonomik kontrol ve kişinin özgürlük alanını sınırlayan davranışlar, somut olayın özelliklerine göre evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma sebebi oluşturabilir.

Boşanma davası bakımından temel hukuki dayanak 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesidir. Psikolojik şiddetin aynı zamanda 6284 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi mümkün olduğundan, şiddete maruz kalan kişinin koşullara göre koruyucu ve önleyici tedbirlerden yararlanması da mümkündür.

Psikolojik şiddetin boşanma davasındaki sonuçları bununla sınırlı değildir. Somut olayın koşullarına göre kusur tespiti, maddi ve manevi tazminat, nafaka, velayet ve kişisel ilişki düzenlemeleri bakımından da sonuçlar ortaya çıkabilir.

Ancak her aile içi tartışmanın psikolojik şiddet veya boşanma sebebi olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Mahkeme; olayın niteliğini, sürekliliğini, ağırlığını, tarafların kusur durumunu ve hukuka uygun delilleri birlikte değerlendirir.

Bu nedenle psikolojik şiddete dayalı boşanma davasında yalnızca yaşanan olayların anlatılması değil, olayların hukuki nitelendirmesinin doğru yapılması ve delillerin hukuka uygun şekilde ortaya konulması büyük önem taşır.