Nafaka, aile hukukundan kaynaklanan ve mahkeme kararıyla belirlenebilen önemli bir mali yükümlülüktür. Boşanma veya ayrılık sürecinde hükmedilen tedbir nafakası ile boşanma kararından sonra ödenmesine karar verilen yoksulluk ve iştirak nafakası, nafaka yükümlüsü tarafından düzenli olarak ödenmelidir.
Ancak uygulamada nafaka borçlusunun mahkeme kararında belirtilen nafaka tutarlarını zamanında ödememesi oldukça sık karşılaşılan bir uyuşmazlıktır. Nafakanın ödenmemesi halinde alacaklı, şartların oluşması durumunda icra takibi başlatarak nafaka alacağını zorla tahsil etme yoluna başvurabilir.
Nafaka alacağının özelliği, yalnızca bir para alacağı olması değildir. Kanun koyucu nafaka kararlarına uyulmamasını ayrıca yaptırıma bağlamıştır. Nitekim 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 344. maddesi, nafakaya ilişkin kararların gereğini yerine getirmeyen borçlu hakkında, alacaklının şikâyeti üzerine üç aya kadar tazyik hapsi uygulanabileceğini düzenlemektedir. Hapsin uygulanmasına başlandıktan sonra nafaka borcunun gereği yerine getirilirse borçlunun tahliye edilmesi mümkündür.
Dolayısıyla nafaka borcunun ödenmemesi halinde hem icra yoluyla tahsil hem de şartları oluştuğunda icra ceza hukukuna ilişkin yaptırımlar gündeme gelebilir.
Hangi Nafaka Türleri İçin İcra Takibi Başlatılabilir?
Türk hukukunda nafaka farklı hukuki sebeplerle gündeme gelebilir. Boşanma ve ayrılık davalarında en sık karşılaşılan nafaka türleri tedbir nafakası, iştirak nafakası ve yoksulluk nafakasıdır.
Tedbir nafakası
Türk Medeni Kanunu’nun 169. maddesi kapsamında hâkim, boşanma veya ayrılık davası devam ederken eşlerin ve çocukların barınmasına, geçimine ve diğer gerekli önlemlere ilişkin geçici önlemler alabilir.
Bu kapsamda hükmedilen tedbir nafakasının süresinde ödenmemesi halinde icra takibi gündeme gelebilir.
Yoksulluk nafakası
TMK m. 175 uyarınca boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla diğer taraftan mali gücü oranında nafaka talep edebilir. Kanun, yoksulluk nafakasında nafaka yükümlüsünün kusurunu ayrıca şart olarak aramamaktadır.
İştirak nafakası
TMK m. 182 kapsamında çocukların bakım ve eğitim giderlerine katılma amacı taşıyan iştirak nafakası, boşanma sonrasında çocuğun bakımından sorumlu olmayan veya diğer ebeveyn tarafından karşılanması gereken giderlere katılımı sağlar.
Bu nafakanın da mahkeme kararına uygun şekilde ödenmemesi halinde icra takibi yapılabilir.
Burada önemli olan husus, nafaka alacağının dayanağının mahkeme kararı veya icra edilebilir nitelikte bir belge olması ve takipte hangi dönemlere ilişkin alacağın talep edildiğinin doğru şekilde gösterilmesidir.
Nafaka Borcu İçin Nasıl İcra Takibi Başlatılır?
Mahkeme tarafından nafakaya hükmedilmiş ve nafaka borcu ödenmemişse alacaklı, icra müdürlüğüne başvurarak ilamlı icra takibi başlatabilir.
İcra dosyasında nafakaya ilişkin mahkeme kararı takip dayanağı olarak gösterilir. İcra müdürlüğü tarafından borçluya icra emri gönderilir.
Takipte özellikle;
- nafakanın türü,
- aylık nafaka miktarı,
- ödenmeyen aylar,
- birikmiş nafaka alacağı,
- takip tarihine kadar oluşan faiz,
- takip sonrası işleyecek nafaka,
- vekâlet ücreti ve takip giderleri
gibi unsurların doğru şekilde hesaplanması önemlidir.
Nafaka alacağının niteliği gereği yalnızca geçmiş dönem borcunun değil, mahkeme kararının kapsamına göre işlemeye devam eden cari nafaka alacaklarının da takipte dikkate alınması mümkün olabilir.
Ancak icra dosyasına sonradan başka bir nafaka kararının eklenmesi veya nafaka miktarının değiştirilmesi halinde, yeni ilamın takipte nasıl uygulanacağı ayrıca değerlendirilmelidir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 22.10.2018 tarihli, E.2018/4497, K.2018/10252 sayılı kararında, yeni nafaka ilamının icra dosyasına sunulması halinde borçluya gerekli icra emri tebliğ edilmeden ve takip kesinleşmeden doğrudan haciz işlemi uygulanmasını hukuka uygun bulmamıştır.
Bu nedenle nafaka icrasında yalnızca alacağın varlığı değil, takip işlemlerinin usulüne uygun yürütülmesi de önem taşır.
Nafaka Borcu Ödenmezse Maaş Haczi Yapılabilir mi?
Nafaka alacağının tahsilinde en sık kullanılan yöntemlerden biri maaş haczidir.
İcra takibinin kesinleşmesi ve gerekli icra işlemlerinin tamamlanmasının ardından borçlunun çalıştığı işverene haciz müzekkeresi gönderilerek ücretinden kesinti yapılması sağlanabilir.
Ancak nafaka alacağı bakımından maaş haczinin hukuki niteliği önemlidir.
İİK m. 83 uyarınca maaş ve ücretler kural olarak kısmen haczedilebilir. Kanun, haczolunacak miktarın dörtte birden az olamayacağını düzenlemektedir. Aynı maddede birden fazla haciz bulunması halinde bunların sıraya konulacağı da belirtilmektedir.
Bununla birlikte nafaka alacakları bakımından özel hükümler bulunduğundan, somut olayda uygulanacak haciz oranı ve öncelik sırası ayrıca değerlendirilmelidir.
Nafaka alacağının tahsili amacıyla maaş haczi uygulamasında;
- işverenin doğru tespit edilmesi,
- icra dosyasının kesinleşme durumu,
- mevcut diğer hacizlerin sırası,
- cari nafaka ile birikmiş nafakanın ayrımı,
- nafaka miktarındaki artışlar
dikkate alınmalıdır.
Yargıtay uygulamasında da nafaka alacağına ilişkin haciz işlemlerinin takip usulüne uygun gerçekleştirilmesi gerektiği kabul edilmektedir.
Bu nedenle nafaka alacaklısının yalnızca icra takibini başlatması değil, dosyanın tahsil aşamasını da takip etmesi önemlidir.
Nafaka Borcunu Ödemeyen Kişi Hakkında Tazyik Hapsi Uygulanabilir mi?
Nafaka borcunun diğer para borçlarından ayrılan önemli özelliklerinden biri, belirli şartlarda borçlu hakkında tazyik hapsi uygulanabilmesidir.
İİK m. 344’e göre nafakaya ilişkin kararın gereğini yerine getirmeyen borçlu hakkında, alacaklının şikâyeti üzerine üç aya kadar tazyik hapsine karar verilebilir. Hapsin uygulanmasına başlandıktan sonra nafaka borcunun gereği yerine getirilirse borçlu tahliye edilir.
Burada dikkat edilmesi gereken önemli bir ayrım vardır:
İcra takibi ile tazyik hapsi aynı işlem değildir.
İcra takibi, nafaka alacağının maddi olarak tahsil edilmesine yöneliktir. Tazyik hapsi ise mahkeme kararına rağmen nafaka yükümlülüğünün yerine getirilmemesine karşı öngörülmüş özel bir yaptırımdır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 19.04.2005 tarihli, E.2005/17-7, K.2005/37 sayılı kararında da İİK m. 344 kapsamında yaptırım uygulanabilmesi bakımından nafakanın mahkeme kararına dayanması ve icra takibinin ilgili usule uygun şekilde yürütülmesi gerektiği üzerinde durulmuştur.
Ayrıca Yargıtay 19. Ceza Dairesinin E.2017/5158, K.2017/11328 sayılı kararında, İİK m. 344 kapsamında suçun oluşması bakımından icra emrinin tebliği, cari nafaka borcunun bulunması ve diğer yasal şartların önem taşıdığı belirtilmiştir.
Dolayısıyla yalnızca geçmişte ödenmemiş nafaka borcunun bulunması her durumda otomatik olarak tazyik hapsi sonucunu doğurmaz. Özellikle cari nafakanın niteliği, icra emrinin tebliği ve şikâyet şartları ayrıca incelenmelidir.
Nafaka Borcunu Ödememek Nedeniyle Şikâyet Süresi Ne Kadardır?
Nafaka borcunu ödemeyen kişi hakkında İİK m. 344 kapsamında tazyik hapsi talep edilecekse, şikâyet süresi de dikkate alınmalıdır.
İcra ve İflas Kanunu’nun 347. maddesi uyarınca bu bölümde düzenlenen fiiller bakımından şikâyet hakkının, fiilin öğrenildiği tarihten itibaren üç ay ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde kullanılması gerekir.
Bu sürelerin geçirilmesi, tazyik hapsine ilişkin şikâyet hakkı bakımından ciddi sonuçlar doğurabilir.
Bu nedenle nafaka alacaklısının borçlunun hangi aylara ilişkin nafakayı ödemediğini, icra emrinin ne zaman tebliğ edildiğini ve ödeme yapılmayan dönemleri düzenli biçimde takip etmesi gerekir.
Özellikle birden fazla aylık nafaka borcu söz konusu olduğunda, her dönem bakımından hukuki durumun ayrıca değerlendirilmesi gerekebilir.
Burada icra takibinin zamanaşımı ile İİK m. 344 kapsamında şikâyet süresinin birbirinden farklı kavramlar olduğu da unutulmamalıdır.
Nafaka alacağının tahsili bakımından ayrıca genel zamanaşımı hükümleri değerlendirilirken, tazyik hapsine ilişkin şikâyette İİK m. 347’deki özel süreler dikkate alınmalıdır.
Bu nedenle uzun süre beklemek, yalnızca tahsil sürecini değil, tazyik hapsi yoluna başvurma imkânını da etkileyebilir.
Nafaka Borçlusu İcra Takibine ve Tazyik Hapsine Karşı Ne Yapabilir?
Nafaka borçlusu açısından da icra takibine karşı hukuki yollar bulunmaktadır.
Örneğin;
- nafaka miktarının yanlış hesaplanması,
- ödenmiş nafakaların yeniden talep edilmesi,
- takipte olmayan bir dönemin borç olarak gösterilmesi,
- ilamın yanlış yorumlanması,
- icra emrinin usulsüz tebliği,
- nafakanın hangi tarihten itibaren ödeneceğinin yanlış belirlenmesi,
- nafaka yükümlülüğünün mahkeme kararıyla sona ermiş olması
gibi durumlarda icra hukuk mahkemesine şikâyet veya somut olayın niteliğine göre diğer hukuki yollar gündeme gelebilir.
Ayrıca TMK m. 176 kapsamında tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirmesi halinde nafakanın artırılması ya da azaltılması mümkün olabilir. Yoksulluk nafakasının kaldırılması veya azaltılması konusunda dava açılması da İİK m. 344 kapsamında ayrıca önem taşıyabilir. İİK m. 344, böyle bir dava açılmış olması halinde şartların değerlendirilerek tazyik hapsinin uygulanmasının dava sonuna bırakılabilmesine imkân tanımaktadır.
Ancak nafaka borçlusunun ekonomik durumunun kötüleşmiş olması, mevcut nafaka kararını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Nafaka miktarının değiştirilmesi veya kaldırılması gerekiyorsa bunun için hukuken geçerli bir karar alınması gerekir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi de nafaka ilamlarının icra takibine konu edilmesinde hüküm fıkrasının ve kesinleşme durumunun doğru değerlendirilmesi gerektiğini kabul etmektedir. Örneğin E.2022/9730, K.2023/2491 sayılı kararında, ilamda yoksulluk nafakasının boşanma kararının kesinleşmesinden sonra ödeneceği açıkça belirtilmişse, icra takibinin bu hükme uygun olup olmadığı değerlendirilmiştir.
Bu nedenle nafaka borçlusu açısından da icra dosyasının ve dayanak mahkeme kararının birlikte incelenmesi gerekir.
Sonuç
Nafaka borcu nedeniyle icra takibi başlatılabilir. Mahkeme kararıyla hükmedilen ve ödenmeyen nafaka alacağı bakımından, şartların oluşması halinde ilamlı icra yoluna başvurularak alacağın zorla tahsili sağlanabilir.
Nafaka alacağının özelliği, yalnızca icra yoluyla tahsil edilebilmesi değildir. İİK m. 344 kapsamında nafaka kararının gereğini yerine getirmeyen borçlu hakkında, alacaklının şikâyeti üzerine üç aya kadar tazyik hapsi uygulanması da mümkündür. Borcun hapsin uygulanmasına başlandıktan sonra ödenmesi halinde tahliye imkânı bulunmaktadır.
Bununla birlikte her nafaka borcunun ödenmemesi otomatik olarak tazyik hapsi sonucunu doğurmaz. Nafaka kararının niteliği, icra emrinin tebliği, cari nafaka borcunun bulunup bulunmadığı, ödeme yapılıp yapılmadığı, şikâyet süresi ve varsa nafakanın kaldırılması veya azaltılması davası gibi hususların birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Özellikle tedbir nafakası, iştirak nafakası ve yoksulluk nafakasının icra edilebilirliği bakımından kararın içeriği ve kesinleşme durumu önem taşır. Yargıtay uygulamasında da nafaka kararlarının hangi tarihten itibaren icra edilebileceği konusunda hüküm fıkrasının içeriği esas alınmaktadır.
Sonuç olarak nafaka borcunun ödenmemesi halinde alacaklının hak kaybına uğramaması için icra takibinin doğru şekilde başlatılması, birikmiş ve cari nafaka alacaklarının doğru hesaplanması, faiz ve takip giderlerinin usulüne uygun belirlenmesi ve gerekli durumlarda İİK m. 344 kapsamında şikâyet yoluna başvurulması önemlidir.
Nafaka borçlusu bakımından ise mevcut ekonomik durumun değişmesi halinde borcu kendiliğinden ödememe yoluna gitmek yerine, nafakanın azaltılması veya kaldırılması için hukuki yollara başvurulması gerekir. Çünkü mahkeme kararıyla belirlenmiş nafaka, yeni bir mahkeme kararı bulunmadığı sürece kural olarak yürürlükte kalmaya devam eder.

