Instagram Paylaşımları Yoksulluk Nafakasının Kaldırılması İçin Yeterli midir?
Boşanma sonrasında eski eşin Instagram, Facebook veya diğer sosyal medya platformlarında yaptığı paylaşımlar, yoksulluk nafakasının kaldırılması ya da azaltılması amacıyla açılan davalarda delil olarak gündeme gelebilmektedir. Özellikle lüks yaşam, tatil, iş hayatı veya yeni bir ilişkiyi gösterdiği düşünülen fotoğraf ve videolar, nafaka yükümlülüğünün devam edip etmemesi konusunda uyuşmazlıklara neden olmaktadır.
Ancak sosyal medya paylaşımları, tek başına yoksulluk nafakasının kaldırılması için yeterli değildir. Paylaşımların hangi olguyu ortaya koyduğu, hukuka uygun şekilde elde edilip edilmediği ve diğer delillerle desteklenip desteklenmediği önem taşır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 175. maddesi yoksulluk nafakasının koşullarını, 176. maddesi ise nafakanın sona ermesini, kaldırılmasını ve azaltılmasını düzenlemektedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 189. maddesi de delillerin hukuka uygunluğu ve ispat faaliyetinin sınırları bakımından önemlidir.
Peki, eski eşin sosyal medya paylaşımları nafaka davasında hangi durumlarda etkili olabilir? Instagram fotoğrafları, ilişki iması içeren paylaşımlar veya çalışma hayatını gösteren görüntüler nafakanın kaldırılmasına ya da indirilmesine gerekçe oluşturabilir mi?
Yoksulluk Nafakasının Kaldırılması veya İndirilmesi Davasında Hangi Deliller Önemlidir?
Yoksulluk nafakasının kaldırılması veya indirilmesi davasında başarılı bir ispat faaliyeti yürütülebilmesi için iddia edilen olguya uygun, hukuka uygun ve güvenilir delillerin sunulması gerekir. Sosyal medya paylaşımları bu kapsamda yardımcı bir delil niteliği taşıyabilir; ancak çoğu durumda tek başına yeterli kabul edilmemelidir.
İleri sürülen iddiaya göre aşağıdaki deliller önem taşıyabilir:
- Fiilî birliktelik iddiasında: Hukuka uygun şekilde elde edilmiş fotoğraf ve paylaşımlar, tanık beyanları, birlikte yaşama olgusunu ortaya koyabilecek kolluk araştırmaları ve ilgili ikamet kayıtları.
- Yoksulluğun ortadan kalktığı iddiasında: SGK hizmet ve çalışma kayıtları, gelir belgeleri, gerektiğinde banka ve mal varlığı kayıtları ile güncel sosyal ve ekonomik durum araştırması.
- Paylaşımların doğruluğu ve hesap aidiyeti konusunda: Hesabın kime ait olduğunu ve paylaşımın kaynağını değerlendirmeye elverişli mevcut teknik veriler ve diğer destekleyici deliller.
- Nafakanın azaltılması talebinde: Tarafların güncel gelirleri, zorunlu yaşam giderleri, mal varlıkları, ekonomik koşulları ve nafakanın belirlendiği tarihten itibaren meydana gelen değişiklikler.
Delillerin kapsamı ve toplanma yöntemi, ileri sürülen iddiaya ve somut uyuşmazlığa göre belirlenmelidir. Örneğin fiilî birliktelik iddiasında yalnızca kişinin başka biriyle fotoğrafının bulunması yerine, evlilik benzeri ortak yaşamın gerçekten kurulup kurulmadığı araştırılmalıdır. Çalışma veya gelir elde etme iddiasında ise sosyal medya paylaşımının yanı sıra gelirin niteliği ve sürekliliği de değerlendirilmelidir.
Nafakanın kaldırılması taleplerinde TMK m. 176/3, miktarın azaltılması taleplerinde ise TMK m. 176/4 hükümleri esas alınmalıdır. Mahkemenin değerlendirmesinde TMK m. 2’de düzenlenen dürüstlük kuralı ve m. 4’teki hakkaniyet ilkesi de somut olayın özellikleri ölçüsünde önem taşıyabilir.
Bu nedenle dava açılmadan önce sosyal medya içeriklerinin hangi hukuki sebebi desteklediği belirlenmeli, delillerin hukuka uygunluğu incelenmeli ve iddiayı doğrulayabilecek diğer kanıtlar bir bütün hâlinde değerlendirilmelidir.
Eski Eşin Instagram Paylaşımları Yoksulluk Nafakasının Kaldırılması İçin Yeterli midir?
Türk hukukunda Instagram veya diğer sosyal medya paylaşımları, bağımsız bir yoksulluk nafakasının kaldırılması sebebi olarak düzenlenmemiştir. Nafakanın kaldırılabilmesi için TMK m. 176/3’te belirtilen koşullardan birinin gerçekleşmesi gerekir.
Anılan hükme göre irat biçiminde ödenmesine karar verilen yoksulluk nafakası; alacaklı tarafın evlenmesi veya taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden sona erer. Alacaklının evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması veya haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde ise nafaka mahkeme kararıyla kaldırılabilir.
Bu nedenle eski eşin sosyal medyada lüks bir restoranda yemek yemesi, tatile gitmesi, pahalı ürünler kullanması veya yeni bir ilişkiye ilişkin fotoğraflar paylaşması, tek başına nafakanın kaldırılmasını gerektirmez. Bu tür paylaşımlar ancak kanunda belirtilen koşullara ilişkin bir iddiayı destekleyen delil veya emare olarak değerlendirilebilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 29.06.2020 tarihli, E. 2020/1980, K. 2020/3397 sayılı kararında da nafakanın kaldırılması bakımından fiilî birlikteliğin somut ve inandırıcı delillerle ortaya konulması gerektiği vurgulanmıştır. Dosyada sosyal medya paylaşımları, otel kayıtları ve birlikte tatile gitme olgusu bulunmasına rağmen, boşanılan eşin başka biriyle evlilik olmaksızın fiilen birlikte yaşadığı yeterince kanıtlanamadığından karar bozulmuştur.
Dolayısıyla sosyal medya içeriklerinin nafaka davasındaki etkisi, paylaşımın görünümünden çok, hukuken hangi vakıayı ne ölçüde ispatladığına bağlıdır.
Sosyal Medyada Başka Biriyle İlişki İması Yoksulluk Nafakasını Ortadan Kaldırır mı?
Eski eşin sosyal medya hesabında başka biriyle fotoğraf paylaşması, romantik ifadeler kullanması veya birlikte tatile gittiğini gösteren görüntüler yayımlaması, tek başına yoksulluk nafakasının kaldırılması sonucunu doğurmaz.
TMK m. 176/3 kapsamında önem taşıyan husus, nafaka alacaklısının evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşayıp yaşamadığıdır. Bu değerlendirmede yalnızca duygusal bir ilişkinin bulunması değil, evlilik benzeri bir yaşam ortaklığının fiilen kurulup kurulmadığı araştırılmalıdır.
Flört etmek, bir kişiyle görüşmek, birlikte fotoğraf paylaşmak veya zaman zaman aynı ortamda bulunmak, kendiliğinden fiilî evlilik benzeri birliktelik anlamına gelmez. Buna karşılık aynı konutta sürekli yaşama, ortak yaşam düzeni ve diğer sosyal olgular, somut olayın özelliklerine göre birlikte değerlendirilerek sonuca ulaşılmasına yardımcı olabilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 29.06.2020 tarihli, E. 2020/1980, K. 2020/3397 sayılı kararı bu konuda önemli bir örnektir. Kararda, sosyal medya paylaşımları ve tatil kayıtları dâhil dosyadaki delillerin fiilî birlikteliği ispatlamak için yeterli olmadığı kabul edilmiştir.
Benzer şekilde, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.04.2018 tarihli, E. 2017/1578, K. 2018/791 sayılı kararında da evlilik dışı birlikteliğin ispatlanamadığı bir uyuşmazlıkta yalnızca şüphe veya izlenim üzerinden sonuca ulaşılmasının yeterli olmadığı ortaya konulmuştur.
Sonuç olarak, sosyal medyada başka biriyle ilişki bulunduğunu düşündüren paylaşımlar, fiilî birliktelik somut delillerle kanıtlanmadıkça yoksulluk nafakasının kaldırılması için tek başına yeterli değildir.
Eski Eşin Lüks Yaşam veya Çalışma Paylaşımları Nafakanın Azaltılmasını Sağlar mı?
Sosyal medyada lüks bir yaşam sürdüğünü gösteren fotoğraflar paylaşılması veya bir iş yerinde çalışıldığına ilişkin görüntüler yayımlanması, nafaka alacaklısının ekonomik durumunun değiştiği iddiasını gündeme getirebilir. Bununla birlikte, bu paylaşımlardan hareketle yoksulluğun tamamen ortadan kalktığı sonucuna doğrudan ulaşılamaz.
TMK m. 176/4 uyarınca tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerin ortaya çıkması durumunda nafakanın artırılmasına ya da azaltılmasına karar verilebilir. Bu nedenle nafakanın tamamen kaldırılması ile nafaka miktarının indirilmesi birbirinden farklı hukuki değerlendirmeler gerektirir.
Örneğin eski eşin çalıştığını gösteren bir paylaşım, gelir elde edildiğine ilişkin araştırma yapılmasını gerektirebilir. Ancak çalışmanın düzenli olup olmadığı, elde edilen gelirin miktarı, kişinin zorunlu yaşam giderleri ve diğer ekonomik koşulları birlikte incelenmelidir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 09.02.2017 tarihli, E. 2016/11289, K. 2017/1114 sayılı kararında, sosyal medya paylaşımı üzerinden ileri sürülen çalışma iddiası bakımından kişinin çalışıp çalışmadığının ve elde ettiği gelirin araştırılması gerektiği belirtilmiştir. Yoksulluk durumunun değerlendirilmesinde günün ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile yaşam tarzlarının birlikte dikkate alınması gerektiği vurgulanmıştır.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 08.06.2017 tarihli, E. 2016/20405, K. 2017/9349 sayılı kararında ise asgari ücret düzeyindeki gelirin her durumda yoksulluğu ortadan kaldırmayacağı, koşullarına göre nafakanın tamamen kaldırılması yerine indirilmesinin değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmiştir.
Bu kapsamda mahkemece güncel sosyal ve ekonomik durum araştırması yapılması; gerektiğinde SGK kayıtlarının, gelir bilgilerinin, mal varlığına ilişkin verilerin ve diğer ilgili delillerin incelenmesi önem taşır.
Özetle, lüks yaşam veya çalışma paylaşımları nafakanın azaltılması ya da kaldırılması talebini destekleyebilir. Ancak hangi sonucun hukuken uygun olduğu, kişinin gerçek ekonomik durumunun ve nafakanın devam koşullarının somut olarak değerlendirilmesine bağlıdır.
Instagram Ekran Görüntüleri Nafaka Davasında Hukuka Uygun Delil Sayılır mı?
Yoksulluk nafakasının kaldırılması veya azaltılması davasında sosyal medya paylaşımlarından yararlanılabilmesi için delillerin hukuka uygun şekilde elde edilmiş olması gerekir.
HMK m. 189/2 hükmü uyarınca hukuka aykırı olarak elde edilen deliller, mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz. Bu nedenle sosyal medya içeriklerinin yalnızca mevcut olması değil, hangi hesaptan ve hangi yöntemle elde edildiği de önemlidir.
Özellikle sahte profil oluşturularak içerik üretilmesi, başka bir kişinin hesabına yetkisiz erişilmesi veya hesap sahibinin bilgisi ve izni dışında paylaşım yapılması gibi durumlar, delilin hukuka uygunluğu bakımından ciddi sorunlara yol açabilir. Her olayın kendi koşulları içinde değerlendirilmesi gerektiğinden, sosyal medya verilerinin tamamını kategorik olarak hukuka uygun veya hukuka aykırı kabul etmek doğru değildir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 07.03.2017 tarihli, E. 2016/14742, K. 2017/2577 sayılı kararında, sosyal medya hesaplarının davalıya ait olduğunun ve paylaşımların davalı tarafından yapıldığının ispatlanamaması üzerinde durulmuştur. Kararda ayrıca sahte profil oluşturulması veya hesap sahibinin bilgisi, muvafakati ve izni olmaksızın yapılan paylaşımların delil olarak sunulması hâlinde HMK m. 189/2 kapsamında hukuka aykırılık sorunu doğabileceği belirtilmiştir.
Bunun yanında, ekran görüntülerinin doğruluğu ve bütünlüğü de önemlidir. Bir ekran görüntüsünün tek başına sunulması, hesabın kime ait olduğunu, paylaşımın kim tarafından yapıldığını veya içeriğin değiştirilip değiştirilmediğini her durumda kesin olarak ortaya koymaz. Hesabın aidiyeti ve paylaşımın gerçekliği tartışmalıysa, diğer delillerle birlikte değerlendirme yapılması gerekir.
Bu nedenle nafaka davasında kullanılacak sosyal medya delillerinin elde edilme yöntemi, kaynağı, doğruluğu ve ispatlanmak istenen vakıayla bağlantısı dikkatle incelenmelidir.
Instagram Hesabının Eski Eşe Ait Olduğu Kanıtlanamazsa Ne Olur?
Nafakanın kaldırılmasını veya azaltılmasını talep eden taraf, iddiasını dayandırdığı vakıaları ispatlamakla yükümlüdür. Sosyal medya paylaşımlarına dayanılması durumunda, ilgili hesabın nafaka alacaklısına ait olup olmadığı ve paylaşımların gerçekten bu kişi tarafından yapılıp yapılmadığı da uyuşmazlığın özelliklerine göre önem kazanır.
Eski eş, kendisine atfedilen Instagram hesabının kendisine ait olmadığını veya paylaşımların kendisi tarafından yapılmadığını ileri sürerse, hesabın aidiyeti ve içeriğin gerçekliği araştırılmalıdır. Salt bir profil görüntüsü ya da ekran görüntüsü, her durumda bu bağlantıyı kesin olarak kanıtlamaya yeterli olmayabilir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 07.03.2017 tarihli, E. 2016/14742, K. 2017/2577 sayılı kararı, bu konuda dikkate alınması gereken bir içtihattır. Daire, sosyal medya hesaplarının davalıya ait olduğunun ve içeriklerin davalı tarafından paylaşıldığının ispatlanamadığı olayda, söz konusu kayıtların delil niteliği bakımından ortaya çıkan sorunlara dikkat çekmiştir.
Hesabın aidiyeti tartışmalı olduğunda, olayın koşullarına göre teknik inceleme, mevcut kayıtlar, tanık anlatımları ve diğer hukuka uygun deliller değerlendirmeye alınabilir. Ancak belirli bir teknik incelemenin her olayda zorunlu veya tek başına yeterli olduğu söylenemez.
Mahkeme, sunulan delillerin hukuka uygunluğunu, güvenilirliğini ve ispat gücünü değerlendirerek karar verir. Hesabın aidiyeti ve paylaşımların gerçekliği ortaya konulamamışsa, bu içeriklerden hareketle nafaka alacaklısının fiilen evliymiş gibi yaşadığı veya yoksulluğunun ortadan kalktığı kabul edilmemelidir.
Dolayısıyla Instagram hesabının eski eşe ait olduğu kanıtlanamıyorsa, paylaşımların nafaka davasında aleyhe sonuç doğurması mümkün olmayabilir. Bununla birlikte, davanın sonucu dosyadaki diğer delillere ve ispatlanmak istenen vakıaya göre belirlenir.
Sonuç
Eski eşin Instagram veya diğer sosyal medya platformlarında yaptığı paylaşımlar, yoksulluk nafakasının kaldırılması ya da azaltılması davalarında önemli bir başlangıç emaresi oluşturabilir. Ancak bu paylaşımlar, Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen kaldırma koşullarının yerine geçmez.
TMK m. 176/3 uyarınca nafakanın kaldırılabilmesi için alacaklının evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması veya haysiyetsiz hayat sürmesi gibi kanuni koşullardan birinin gerçekleşmesi gerekir. Nafakanın azaltılması bakımından ise TMK m. 176/4 kapsamında tarafların mali durumlarındaki değişiklikler ve hakkaniyet değerlendirmesi önem taşır.
Yargıtay kararları doğrultusunda sosyal medya paylaşımları; somut olayın koşullarına göre diğer delillerle birlikte değerlendirilmelidir. Fiilî birliktelik iddiasında evlilik benzeri ortak yaşamın, gelir elde edildiği iddiasında ise gerçek ekonomik durumun ortaya konulması gerekir. Ayrıca delillerin hukuka uygun şekilde elde edilmiş olması ve ilgili hesabın aidiyeti ile paylaşımların doğruluğunun gerektiğinde araştırılması önemlidir.
Sonuç olarak, sosyal medya paylaşımlarının varlığı tek başına yoksulluk nafakasını ortadan kaldırmaz. Nafakanın kaldırılması veya indirilmesi konusunda karar verilebilmesi için kanuni koşulların somut, güvenilir ve hukuka uygun delillerle ortaya konulması gerekir. Her uyuşmazlık, tarafların güncel sosyal ve ekonomik durumları ile dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilerek çözümlenmelidir.

