Boşanmadan Sonra Nafaka Alan Kişi Yeniden Evlenirse Nafaka Kesilir mi?

Boşanmadan Sonra Nafaka Alan Kişi Yeniden Evlenirse Nafaka Kesilir mi?

Boşanmadan Sonra Nafaka Alan Kişi Yeniden Evlenirse Nafaka Kesilir mi?

Boşanma sonrasında eşlerden biri lehine yoksulluk nafakasına hükmedilmesi, boşanmanın mali sonuçlarından biridir. Türk Medeni Kanunu’nda yoksulluk nafakasının hangi şartlarda talep edilebileceği ve hangi durumlarda sona ereceği açıkça düzenlenmiştir. Bu kapsamda en çok merak edilen konulardan biri de nafaka alan kişinin yeniden evlenmesi hâlinde nafakanın devam edip etmeyeceğidir.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 176. maddesi, irat biçiminde ödenmesine karar verilen yoksulluk nafakasının, nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi hâlinde kendiliğinden ortadan kalkacağını düzenlemektedir. Dolayısıyla kural olarak, boşanma sonrasında yoksulluk nafakası alan kişinin başka biriyle resmi olarak evlenmesi durumunda eski eş tarafından ödenen yoksulluk nafakası sona erer.

Ancak nafakanın sona ermesi yalnızca yeniden evlenme hâliyle sınırlı değildir. Kanun, evlilik olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşama, yoksulluğun ortadan kalkması ve haysiyetsiz hayat sürme gibi durumlarda da nafakanın kaldırılmasına imkân tanımaktadır.

1. Yoksulluk Nafakası Nedir? Hangi Şartlarda Talep Edilebilir?

Yoksulluk nafakası, boşanma nedeniyle ekonomik açıdan zor duruma düşecek eşin, belirli şartların bulunması hâlinde diğer eşten talep edebileceği bir nafaka türüdür.

Yoksulluk nafakasının temel hukuki dayanağı 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesidir.

TMK m. 175’e göre boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla, geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Ayrıca nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.

Bu düzenlemeden hareketle yoksulluk nafakasının temel şartları şu şekilde sıralanabilir:

  • Boşanma nedeniyle kişinin yoksulluğa düşecek olması,

  • Nafaka isteyen eşin kusurunun diğer eşten daha ağır olmaması,

  • Nafaka talep edilen eşin mali gücünün bulunması,

  • Nafaka talebinin hukuken geçerli şekilde ileri sürülmesi.

Burada dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta, yoksulluk nafakasının yalnızca kadınlara özgü bir hak olmadığıdır. Kanun, kadın veya erkek ayrımı yapmaksızın şartları taşıyan eşe yoksulluk nafakası talep etme hakkı tanımaktadır.

Ayrıca TMK m. 175 uyarınca nafaka yükümlüsünün kusurlu olması aranmaz. Bu nedenle boşanmada kusursuz olan eş, gerekli diğer şartlar mevcutsa yoksulluk nafakası ödemekle yükümlü olabilir.

Yoksulluk nafakası, boşanma kararının kesinleşmesinden sonra da devam edebilen bir ödeme niteliğindedir. Ancak kanunda öngörülen sona erme sebeplerinden birinin ortaya çıkması hâlinde nafaka artık devam etmez.

2. Nafaka Alan Kişi Yeniden Evlenirse Nafaka Kesilir mi?

Evet. Yoksulluk nafakası alan kişinin yeniden evlenmesi hâlinde, irat biçiminde ödenen yoksulluk nafakası kendiliğinden sona erer.

Bu husus açık şekilde TMK m. 176/3 kapsamında düzenlenmiştir.

Kanuna göre irat biçiminde ödenmesine karar verilen maddi tazminat veya nafaka, nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi hâlinde kendiliğinden kalkar. Aynı hükümde taraflardan birinin ölümü hâlinde de nafakanın kendiliğinden sona ereceği belirtilmektedir.

Dolayısıyla boşanmış eşlerden biri boşanma kararından sonra başka bir kişiyle resmi olarak evlenirse, eski eşinden aldığı yoksulluk nafakasının devam etmesi mümkün değildir.

Örneğin;

A ve B boşanmış ve mahkeme B lehine aylık 10.000 TL yoksulluk nafakasına hükmetmiştir. B daha sonra C isimli kişiyle resmi olarak evlenmiştir.

Bu durumda B’nin A’dan almakta olduğu yoksulluk nafakası, yeni evlilik nedeniyle kendiliğinden sona erer.

Burada önemli olan husus, nafakanın sona ermesi için her durumda ayrıca nafakanın kaldırılması davası açılmasının gerekmemesidir. Kanun, yeniden evlenme hâlinde kendiliğinden sona erme sonucunu öngörmektedir.

Bununla birlikte uygulamada nafakanın sona erdiğinin icra dosyalarına ve ödeme süreçlerine yansıtılması bakımından hukuki ve usulî işlemler gerekebilir. Özellikle nafaka ödemelerinin icra takibi üzerinden gerçekleştirildiği durumlarda, nafaka yükümlüsünün somut dosyaya göre gerekli hukuki işlemleri yapması önem taşır.

3. Resmi Olarak Evlenmeden Birlikte Yaşamak Nafakayı Sona Erdirir mi?

Yoksulluk nafakasının sona ermesi için mutlaka resmi bir evlilik yapılması gerekmemektedir.

TMK m. 176, nafaka alacaklısının evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması hâlinde de yoksulluk nafakasının kaldırılabileceğini düzenlemektedir. Ancak resmi evlenmeden farklı olarak bu durumda nafakanın sona ermesi kendiliğinden gerçekleşmez; mahkeme kararı gerekir.

Buradaki temel ayrım önemlidir:

Resmi evlenme: Nafaka kendiliğinden sona erer.

Evlenmeden fiilen evliymiş gibi yaşama: Nafakanın kaldırılması için mahkeme kararı gerekir.

Dolayısıyla nafaka yükümlüsü, nafaka alan eski eşinin başka biriyle evlenmeden fiilen evliymiş gibi yaşadığını düşünüyorsa, bu durumu hukuka uygun delillerle ortaya koyarak nafakanın kaldırılmasını talep edebilir.

Yargıtay uygulamasında da “fiilen evliymiş gibi yaşama” iddiasının somut olayın özelliklerine göre araştırılması gerektiği kabul edilmektedir. Bu konuda birlikte yaşama, ortak hayatın niteliği, sosyal çevredeki görünüm ve diğer somut olgular önem taşıyabilir. Ancak her türlü arkadaşlık veya duygusal ilişki tek başına TMK m. 176 anlamında fiilen evliymiş gibi yaşama sonucunu doğurmaz.

Örneğin yalnızca aynı kişiyle görüşmek veya sosyal medya üzerinden ilişki içerisinde olmak, tek başına nafakanın kaldırılması için yeterli kabul edilmeyebilir. Mahkeme, ilişkinin niteliğini ve tarafların fiilen evli bir çift gibi yaşayıp yaşamadığını somut deliller üzerinden değerlendirir.

4. Nafaka Alan Kişinin Yoksulluğu Ortadan Kalkarsa Nafaka Kesilir mi?

Evet. Yoksulluk nafakasının amacı, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşen eşin geçimini sağlamasına yardımcı olmaktır. Bu nedenle nafaka alan kişinin yoksulluk durumunun ortadan kalkması hâlinde nafakanın devam edip etmeyeceği yeniden değerlendirilebilir.

TMK m. 176/3 uyarınca nafaka alacaklısının;

  • Yeniden evlenmesi,

  • Ölüm,

  • Evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması,

  • Yoksulluğunun ortadan kalkması,

  • Haysiyetsiz hayat sürmesi

gibi durumlar nafakanın sona ermesi veya kaldırılması bakımından önem taşımaktadır.

Burada yeniden evlenme ile yoksulluğun ortadan kalkması arasında usul bakımından önemli bir fark bulunmaktadır.

Yeniden evlenme hâlinde: Nafaka kendiliğinden sona erer.

Yoksulluğun ortadan kalkması hâlinde: Mahkeme kararıyla nafakanın kaldırılması gerekir.

Örneğin nafaka alan kişinin daha sonra düzenli ve yüksek bir gelir elde etmeye başlaması, ekonomik durumunun önemli ölçüde iyileşmesi veya artık yoksulluk içerisinde bulunmadığının somut delillerle ortaya konulması hâlinde nafakanın kaldırılması talep edilebilir.

Ancak yalnızca çalışmaya başlamak her durumda otomatik olarak nafakanın sona ermesi anlamına gelmez. Mahkeme, kişinin elde ettiği gelirin niteliğini, miktarını, düzenliliğini, yaşam koşullarını ve gerçek anlamda yoksulluk durumunun ortadan kalkıp kalkmadığını değerlendirir.

Bu nedenle “nafaka alan kişi işe başladı, artık kesinlikle nafaka alamaz” şeklindeki genel bir değerlendirme hukuken doğru değildir.

5. Nafaka Alan Kişinin Yeniden Evlenmesi Hâlinde Hangi Tarihten İtibaren Nafaka Sona Erer?

Yeniden evlenme hâlinde TMK m. 176 kapsamında nafakanın kendiliğinden kalkması söz konusu olduğundan, resmi evlilik tarihinin tespit edilmesi önemlidir.

Nafaka yükümlüsünün, eski eşinin yeniden evlendiğini öğrendiği hâllerde ödeme yapmaya devam etmemesi ve durumun somut dosyaya uygun şekilde hukuken belgelendirilmesi gerekir.

Özellikle nafaka ödemelerinin banka kanalıyla veya icra dosyası üzerinden yapılması hâlinde, yeniden evlenme tarihinden sonraki ödemeler bakımından ayrıca dikkatli olunmalıdır.

Çünkü nafakanın sona ermesine rağmen ödeme yapılmaya devam edilmesi, daha sonra istirdat, icra dosyasındaki borç miktarının düzeltilmesi veya yapılan ödemelerin hukuki niteliğinin belirlenmesi gibi uyuşmazlıklara yol açabilir.

Bu nedenle nafaka alacaklısının yeniden evlendiğinin öğrenilmesi hâlinde, evlilik tarihinin resmi kayıtlarla tespit edilmesi ve mevcut nafaka kararının nasıl uygulanacağı konusunda hukuki inceleme yapılması önemlidir.

Ayrıca TMK m. 177 uyarınca boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir.

Dolayısıyla nafakanın kaldırılması, değiştirilmesi veya sona ermesine ilişkin uyuşmazlıklarda görevli ve yetkili mahkemenin belirlenmesi de önem taşımaktadır.

6. Yoksulluk Nafakası ile İştirak Nafakası Aynı mıdır?

Boşanmadan sonra nafaka alan kişinin yeniden evlenmesi konusunda önemli bir ayrım da yoksulluk nafakası ile iştirak nafakası arasındaki farktır.

Yoksulluk nafakası, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek eşin kendi geçimini sağlamak amacıyla diğer eşten talep ettiği nafakadır ve TMK m. 175 kapsamında düzenlenmiştir.

İştirak nafakası ise çocuğun bakım, eğitim ve diğer giderlerine katılmak amacıyla ödenen nafakadır. Bu nedenle iştirak nafakasının hukuki amacı, eski eşin geçimini sağlamak değil, çocuğun ihtiyaçlarının karşılanmasına katkıda bulunmaktır.

Bu ayrım son derece önemlidir.

TMK m. 176’da yeniden evlenme hâlinde kendiliğinden sona erme düzenlemesi, irat biçiminde ödenen maddi tazminat ve yoksulluk nafakası bakımından öngörülmüştür. Bu nedenle eski eşin yeniden evlenmesi, çocuk lehine hükmedilmiş iştirak nafakasının aynı şekilde kendiliğinden sona erdiği anlamına gelmez. İştirak nafakası çocuğa ilişkin olduğundan, ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Örneğin;

  • Anne boşanma sonrasında yoksulluk nafakası almaktadır.

  • Baba ayrıca müşterek çocuk için iştirak nafakası ödemektedir.

  • Anne daha sonra yeniden evlenmektedir.

Bu durumda annenin kendi lehine hükmedilen yoksulluk nafakası TMK m. 176 kapsamında sona ererken, çocuğun lehine hükmedilen iştirak nafakası sırf annenin yeniden evlenmesi nedeniyle ortadan kalkmaz.

Çünkü iştirak nafakasının alacaklısı ve hukuki amacı farklıdır.

Bu nedenle boşanma sonrasında nafaka konusunda yapılacak değerlendirmede öncelikle nafakanın hangi tür nafaka olduğu belirlenmelidir.

Sonuç

Boşanmadan sonra yoksulluk nafakası alan kişinin yeniden evlenmesi hâlinde, kural olarak nafaka kendiliğinden sona erer. Bunun temel hukuki dayanağı 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 176. maddesidir. TMK m. 176 uyarınca irat biçiminde ödenmesine karar verilen yoksulluk nafakası, nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi hâlinde ayrıca bir mahkeme kararına gerek olmaksızın sona ermektedir.

Buna karşılık nafaka alan kişinin resmi olarak evlenmeksizin başka biriyle fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması veya haysiyetsiz hayat sürmesi durumunda nafakanın kaldırılması için mahkeme kararı gerekir.

Bu nedenle yeniden evlenme ile birlikte yaşama durumlarının hukuki sonuçları birbirinden farklıdır.

Ayrıca yoksulluk nafakası ile iştirak nafakasının birbirinden ayrılması gerekir. Eski eşin yeniden evlenmesi, çocuk lehine hükmedilen iştirak nafakasını kendiliğinden sona erdirmez. İştirak nafakası çocuğun üstün yararı ve ihtiyaçları doğrultusunda değerlendirilir.

Yoksulluk nafakası bakımından ise TMK m. 175 ve 176 başta olmak üzere ilgili mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi gerekir. Nafaka yükümlüsünün veya nafaka alacaklısının ekonomik ve sosyal durumunda meydana gelen değişiklikler de nafakanın devamı, artırılması, azaltılması veya kaldırılması bakımından önem taşıyabilir. TMK m. 176, tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde nafakanın artırılmasına veya azaltılmasına da imkân tanımaktadır.

Sonuç olarak, nafaka alan kişinin yeniden evlenmesi hâlinde yoksulluk nafakasının devam etmesi mümkün değildir. Ancak somut olayda nafakanın türü, ödeme şekli, yeniden evlenme tarihi, icra dosyasının durumu ve varsa diğer nafaka türleri ayrıca incelenmelidir.