Boşanma Davalarında Whatsapp ve Ses Kayıtlarının Delil Niteliği Nedir?
Boşanma davalarında WhatsApp yazışmaları, ekran görüntüleri, telefon görüşmesi kayıtları ve ses kayıtları, eşlerin iddialarını ispatlamak amacıyla sıklıkla gündeme gelmektedir. Özellikle zina, sadakat yükümlülüğünün ihlali, hakaret, tehdit ve güven sarsıcı davranışların ispatında elektronik verilerin delil olarak kullanılıp kullanılamayacağı önem taşımaktadır.
Ancak bir mesajın veya ses kaydının mevcut olması, onun mahkemede mutlaka delil olarak kabul edileceği anlamına gelmez. Delilin nasıl elde edildiği, kime ait olduğu, gerçekliği ve uyuşmazlık konusu olayla bağlantısı birlikte değerlendirilir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 189/2. maddesi uyarınca hukuka aykırı olarak elde edilmiş deliller, bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz. HMK’nin 199. maddesi ise elektronik ortamdaki verileri, görüntüleri ve ses kayıtlarını belirli koşullarda belge kapsamında kabul etmektedir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin kararlarında da elektronik delillerin değerlendirilmesinde özellikle hukuka uygun elde edilme, aidiyet ve ispat gücü ölçütleri öne çıkmaktadır.
Boşanma Davasında WhatsApp Mesajları ve Ekran Görüntüleri Delil Olarak Kullanılabilir mi?
Evet. WhatsApp mesajları ve ekran görüntüleri, HMK’nin 199. maddesi kapsamında belge niteliğinde değerlendirilebilir. Bununla birlikte, bu kayıtların boşanma davasında hükme esas alınabilmesi için hukuka uygun şekilde elde edilmiş olması ve ispatlanmak istenen olayla ilişkisinin ortaya konulması gerekir.
Örneğin eşler arasındaki mesajlaşmalar; sadakat yükümlülüğünün ihlali, güven sarsıcı davranışlar veya evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olayların değerlendirilmesinde önem taşıyabilir. Ancak mesajların içeriği kadar kaydın kaynağı ve doğruluğu da önemlidir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 16.12.2024 tarihli, E. 2023/3675, K. 2024/9976 sayılı kararında, inkâr edilen WhatsApp yazışmalarının delil olarak kabul edilebilmesi için yazışmaların ilgili kişiye ait olduğunun ve hukuka uygun şekilde elde edildiğinin ispatlanması gerektiği belirtilmiştir.
Benzer şekilde, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 24.04.2018 tarihli, E. 2016/17151, K. 2018/5463 sayılı kararında, aidiyeti yeterli delille ortaya konulamayan internet yazışmalarının tek başına vakıaların ispatında dikkate alınamayacağı vurgulanmıştır.
Dolayısıyla yalnızca ekran görüntüsü sunulması her durumda yeterli olmayabilir. Mesajların diğer eşe ait olduğu tartışmalıysa telefon incelemesi, teknik veriler, tanık anlatımları ve olayın özelliklerine göre değerlendirilebilecek diğer deliller önem kazanabilir.
Eşin Telefonundan Alınan WhatsApp Mesajları Hukuka Aykırı Delil Sayılır mı?
Eşin telefonunda bulunan WhatsApp mesajlarının delil olarak kabul edilip edilmeyeceği, telefonun ve mesajların hangi koşullarda elde edildiğine göre değişir. Her durumda eşin telefonundan alınan mesajların hukuka aykırı veya hukuka uygun olduğunu söylemek mümkün değildir.
Örneğin, kişinin tarafı olduğu bir yazışmanın kendi cihazında bulunması ile diğer eşin telefonuna gizlice erişilmesi, şifresinin kırılması veya casus yazılım kullanılarak mesajlarının ele geçirilmesi aynı şekilde değerlendirilmez.
Diğer eşin özel haberleşmesine hukuka aykırı biçimde erişilerek elde edilen mesajlar, HMK’nin 189/2. maddesi kapsamında değerlendirilerek delil olarak kullanılamayabilir. Ayrıca olayın özelliklerine göre haberleşmenin gizliliğini ihlal veya özel hayatın gizliliğini ihlal suçları bakımından cezai sorumluluk da gündeme gelebilir.
Buna karşılık, hukuka uygun biçimde elde edilen ve aidiyeti doğrulanabilen mesajlar boşanma davasında değerlendirilebilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 22.03.2021 tarihli, E. 2021/794, K. 2021/2440 sayılı kararında mesaj kayıtlarının elde edilişinin hukuka uygun olduğu ve zina vakıasının tanık beyanları ile diğer delillerle desteklendiği değerlendirilmiştir.
Burada belirleyici olan yalnızca mesajın hangi telefonda bulunduğu değil; veriye nasıl erişildiği, mesajın doğruluğu, kişiye aidiyeti ve hukuki uyuşmazlıkla bağlantısıdır.
Boşanma Davasında Gizli Ses Kaydı Delil Olarak Kullanılabilir mi?
Boşanma davasında gizlice alınan ses kayıtlarının delil olarak kabul edilmesi, kaydın elde edilme koşullarına bağlıdır. Özellikle eşin haberi olmadan ortak konuta, odaya veya araca dinleme cihazı yerleştirilmesi ya da telefon görüşmelerinin gizlice kaydedilmesi, hukuka aykırı delil sorununu gündeme getirir.
Anayasa’nın 20. maddesi özel hayatın gizliliğini, 22. maddesi haberleşme özgürlüğünü ve haberleşmenin gizliliğini korumaktadır. Ayrıca Türk Ceza Kanunu’nun 132, 133 ve 134. maddeleri, olayın niteliğine göre haberleşmenin gizliliğinin ihlali, aleni olmayan konuşmaların kaydedilmesi ve özel hayatın gizliliğinin ihlali bakımından önem taşır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 19.11.2024 tarihli, E. 2024/658, K. 2024/8815 sayılı kararında, eşin haberi olmaksızın ortak konuta yerleştirilen dinleme cihazıyla elde edilen ses kayıtlarının hukuka aykırı olduğu ve bu kayıtların içeriğini aktaran tanık beyanlarının da hükme esas alınamayacağı yönünde değerlendirme yapılmıştır.
Yine aynı Dairenin 25.04.2022 tarihli, E. 2022/2263, K. 2022/3877 sayılı kararında, taraflar arasındaki telefon görüşmesinin karşı tarafın bilgisi ve rızası kapsamında kaydedildiği ve hukuka uygun oluşturulduğu ispatlanamadığından ses kaydının kusur belirlemesinde kullanılamayacağı kabul edilmiştir.
Bu nedenle eşin kusurunu ispatlamak amacıyla gizli ses kaydı alınmasının her durumda hukuka uygun olduğu düşünülmemelidir. Kaydın delil olarak sunulması, hukuka aykırı elde edilme ihtimalini ortadan kaldırmaz.
Eşin Haberi Olmadan Alınan Ses Kaydı Hangi Durumlarda Hukuka Aykırı Sayılır?
Eşin haberi olmadan alınan ses kayıtlarında temel ölçüt, kaydın hangi koşullarda, hangi amaçla ve hangi yöntemle oluşturulduğudur. Özellikle önceden planlanarak dinleme cihazı yerleştirilmesi veya özel konuşmaların sistematik biçimde kaydedilmesi, hukuka aykırılık bakımından ciddi risk taşır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 14.09.2021 tarihli, E. 2021/4868, K. 2021/6037 sayılı kararında, ortak konuta yerleştirilen dinleme cihazıyla elde edilen ses kaydı hukuka aykırı delil olarak değerlendirilmiştir.
Dairenin 26.06.2024 tarihli, E. 2023/6213, K. 2024/4869 sayılı kararında da fiilî ayrılık sırasında eşin yaşadığı konuta yerleştirilen cihazla alınan kayıtların hukuka aykırı delil olduğu yönündeki değerlendirme uygun bulunmuştur.
Bununla birlikte, ani gelişen bir olay sırasında kişinin kendisine karşı işlenmekte olan bir suçun kanıtını başka türlü elde etme ve yetkili makamlara başvurma imkânının bulunmaması gibi istisnai durumlar, farklı bir hukuki değerlendirmeyi gerektirebilir. Ancak bu yaklaşım, eşler arasındaki her gizli ses kaydının hukuka uygun kabul edileceği anlamına gelmez. Kaydın önceden planlanıp planlanmadığı, sürekliliği, olayın niteliği ve başka delil elde etme imkânı somut olay özelinde değerlendirilmelidir.
Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 11.03.2024 tarihli, E. 2023/4035, K. 2024/1643 sayılı kararında, başkaca delil elde etme imkânının bulunmadığı iddiasına rağmen hukuka aykırı elde edilen ses kayıtlarının zina vakıasının ispatında kullanılamayacağı yönündeki karar onanmıştır.
Sonuç olarak, başka delil elde etmenin güç olması tek başına gizli ses kaydını hukuka uygun hâle getirmez. Bu tür kayıtlar sunulmadan önce olayın özelliklerinin ve hukuki risklerin dikkatle değerlendirilmesi gerekir.
WhatsApp Mesajları ve Ses Kayıtları Tek Başına Zina veya Sadakatsizliği İspatlamaya Yeter mi?
WhatsApp mesajları ve ses kayıtları, zina veya sadakat yükümlülüğünün ihlali iddialarının değerlendirilmesinde önemli olabilir. Ancak bu delillerin tek başına yeterli olup olmadığı; içeriğine, doğruluğuna, hukuka uygun elde edilmesine ve dosyadaki diğer delillere bağlıdır.
Türk Medeni Kanunu’nun 185. maddesi eşlere sadık kalma yükümlülüğü yüklerken, 166. maddesi evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmayı düzenlemektedir. Zina ise aynı Kanun’un 161. maddesinde ayrıca düzenlenen bir boşanma sebebidir.
Bu nedenle her güven sarsıcı mesajlaşma doğrudan zina anlamına gelmez. Mesajların içeriği, tarafların davranışları ve olayın bütünü birlikte değerlendirilmelidir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 24.04.2018 tarihli, E. 2016/17151, K. 2018/5463 sayılı kararında, elektronik ortamdaki fotoğraf, film, görüntü ve ses kayıtları gibi verilerin diğer delillerle desteklenmesinin önemine işaret edilmiştir.
Buna karşılık Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 22.03.2021 tarihli, E. 2021/794, K. 2021/2440 sayılı kararında, hukuka uygun elde edilen mesaj kayıtlarının tanık anlatımları ve diğer delillerle birlikte zinanın ispatında değerlendirildiği görülmektedir.
Somut olayın özelliklerine göre şu deliller birlikte değerlendirilebilir:
- Hukuka uygun biçimde elde edilmiş WhatsApp yazışmaları ve diğer elektronik mesajlar.
- Olaylara doğrudan ilişkin bilgisi bulunan tanıkların beyanları.
- Otel, seyahat veya ulaşım kayıtları gibi hukuka uygun elde edilmiş belgeler.
- Mesajların veya kayıtların gerçekliğini ve aidiyetini ortaya koyabilecek teknik incelemeler.
- İddia edilen olayla bağlantılı diğer hukuka uygun deliller.
Önemli olan, delillerin sayısından çok, hukuka uygunlukları ve birlikte değerlendirildiklerinde iddia edilen vakıayı ne ölçüde ortaya koyduklarıdır.
Hukuka Aykırı Deliller Boşanma Davasında Kusur, Nafaka ve Tazminat Kararlarını Etkiler mi?
Hukuka aykırı delillerin boşanma davasında kullanılamaması, kusur belirlemesini ve buna bağlı talepleri etkileyebilir. HMK’nin 189/2. maddesi gereğince hukuka aykırı elde edilen deliller, bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz. Mahkeme, HMK’nin 189/4. maddesi uyarınca delilin caiz olup olmadığını değerlendirir.
Örneğin, eşlerden birinin diğerinin telefon görüşmesini gizlice kaydetmesiyle elde edilen bir ses kaydı hukuka aykırı bulunursa, yalnızca bu kayda dayanılarak diğer eşe kusur yüklenmesi mümkün olmayabilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 10.09.2024 tarihli, E. 2023/9244, K. 2024/5576 sayılı kararında, eşler arasındaki konuşmaların kaydedilmesiyle elde edilen ses kayıtlarının hukuka aykırı delil olduğu değerlendirilmiş ve bu kayıtlarla ispatlanmak istenen davranışlar bakımından hüküm bozulmuştur.
Bununla birlikte, hukuka aykırı bir kaydın dosyada bulunması, iddia edilen olayın başka delillerle ispatlanamayacağı anlamına gelmez. Örneğin aynı olay, hukuka uygun şekilde dinlenen tanıkların anlatımları veya başka belgelerle kanıtlanabilir.
Bu durum nafaka ve tazminat talepleri bakımından da önemlidir. Kusurun belirlenmesi, boşanma sebebinin ispatı ve tarafların mali durumları gibi unsurlar, ilgili talebin hukuki koşullarına göre değerlendirilir. Dolayısıyla hukuka aykırı bir delilin dışlanmasının davanın bütün talepleri üzerindeki etkisi, dosyanın tamamı incelenmeden kesin olarak söylenemez.
Boşanma davasında elektronik delillerin sunulması aşamasında, delilin hukuka uygun elde edilip edilmediğinin, aidiyetinin ve hangi vakıayı ispatlamak için kullanılacağının önceden değerlendirilmesi, hak kayıplarının önlenmesi açısından önemlidir.
Sonuç
Boşanma davalarında WhatsApp mesajları, ekran görüntüleri ve ses kayıtları belirli koşullarda delil olarak değerlendirilebilir. Ancak elektronik verilerin belge niteliğinde olması, bunların her durumda hukuka uygun veya kesin delil olduğu anlamına gelmez.
Yargıtay kararları çerçevesinde değerlendirme yapılırken üç temel husus öne çıkmaktadır:
- Hukuka uygun elde edilme: Şifre kırma, casus yazılım, gizli dinleme cihazı yerleştirme veya özel haberleşmeye hukuka aykırı erişim yoluyla elde edilen veriler hükme esas alınamayabilir.
- Aidiyet ve doğruluk: Mesajların veya ses kayıtlarının ilgili kişiye ait olduğunun ve gerçekliğinin, gerektiğinde teknik inceleme ve diğer delillerle ortaya konulması gerekir.
- İspat gücü: Hukuka uygun elektronik verilerin dahi içeriğine ve dosyanın özelliklerine göre diğer delillerle birlikte değerlendirilmesi gerekebilir.
Özellikle gizli ses kayıtları bakımından, kişinin başka türlü delil elde edemediğini ileri sürmesi tek başına hukuka uygunluk sağlamaz. Her olayın kendine özgü koşulları incelenmelidir.
Boşanma davasında delil sunmayı veya karşı tarafça sunulan elektronik kayıtların hukuka uygunluğuna itiraz etmeyi düşünen kişilerin, somut olayın özelliklerine göre hukuki değerlendirme yapmaları önem taşır. Delillerin doğru şekilde sunulması ve hukuka aykırı delil itirazlarının usulüne uygun ileri sürülmesi, davanın sonucu bakımından belirleyici olabilir.

