Boşanma sürecinde eşlerin en çok uyuşmazlık yaşadığı konulardan biri mal paylaşımı ve mal rejiminin tasfiyesidir. Evlilik birliği içerisinde edinilen taşınır ve taşınmaz malların, banka hesaplarının, araçların ve diğer ekonomik değerlerin boşanma sonrasında nasıl paylaşılacağı, uygulanacak mal rejimine göre belirlenir.
Türk hukukunda eşler arasında farklı bir mal rejimi sözleşmesi yapılmamışsa, yasal mal rejimi olarak edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanır. Bu rejim, Türk Medeni Kanunu’nun 202 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir.
Edinilmiş Mal Nedir?
Edinilmiş mallar, eşlerin mal rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettikleri ekonomik değerlerdir. Örneğin çalışma karşılığı elde edilen gelirler, sosyal güvenlik veya emeklilik nedeniyle yapılan ödemeler ve edinilmiş malların gelirleri, somut olayın özelliklerine göre edinilmiş mal kapsamında değerlendirilebilir.
Buna karşılık kişisel mallar kural olarak mal paylaşımına dahil edilmez. Evlilik öncesinde sahip olunan mallar, miras yoluyla veya karşılıksız kazanma yoluyla elde edilen bazı değerler kişisel mal niteliğinde olabilir.
Mal Paylaşımı Nasıl Yapılır?
Mal rejiminin sona ermesiyle birlikte öncelikle eşlerin kişisel ve edinilmiş malları belirlenir. Daha sonra edinilmiş mallara ilişkin değerler üzerinden tasfiye işlemi gerçekleştirilir. Bu süreçte eşlerin katılma alacağı gündeme gelebilir.
Örneğin eşlerden biri adına kayıtlı olan bir konutun evlilik süresince edinilmiş olması, diğer eşin bu taşınmaz üzerinde doğrudan mülkiyet hakkı bulunduğu anlamına gelmez. Ancak şartların oluşması halinde diğer eş, mal rejiminin tasfiyesi kapsamında katılma alacağı talep edebilir.
Mal Paylaşımı Davasında Nelere Dikkat Edilmelidir?
Mal rejiminin tasfiyesi sırasında taşınmazların edinilme tarihi, satın alma bedeli, kullanılan kredi, kredi ödemelerinin hangi kaynaklardan yapıldığı ve tarafların kişisel katkıları gibi birçok unsur önem taşır.
Ayrıca mal paylaşımı ile boşanma davası aynı hukuki konu değildir. Boşanma davasında karar verilen nafaka ve tazminat ile mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacaklar birbirinden farklı hukuki niteliklere sahiptir.
Bu nedenle boşanma sürecinde mevcut malvarlığının doğru şekilde tespit edilmesi ve hangi değerlerin edinilmiş, hangilerinin kişisel mal olduğunun hukuken değerlendirilmesi, hak kaybının önlenmesi açısından büyük önem taşır.
